Süt Yumurta Reçel – Kadıköy Kahvaltı – İçimizden geldiği gibi;

Blog +

2 Şub
2013

İçimizden geldiği gibi;

Posted by with No Comments

Hani küçüktük, dizlerimiz parça parça, elimiz yüzümüz çamur içinde sokakta tepişirken annemiz elimize tutuşturuverirdi, kıpkırmızı bir domatesi.
Hani soluk soluğa bir sokak maçının arasında ekmek arası peynirler gazozla ıslana ıslana yutuluverirdi.
Eskiden; evet evet, epeskiden tavukları kovalardık yumartalarını sakladıkları köşeleri bulmak için, o yumurta altın kadar kıymetliydi babaannelerimizin sözlüklerinde.

Ne oldu?
Ne oldu da böylesine sıradanlaştı yaşam, nasılda tadını yitiriverdi o bildik anlamlar; artık ne domatesin çekirdeği dökülüyor atletlerimize, ne salatalığın kokusu sokağın başını buluyor, hem biliyormusunuz peynirin yıllarca bozulmamasını sağlayacak bir formül bile bulmuş fes fudcu amcalar, yıllarca bozulmuyor peynir; tadı sabun gibi kimin umurunda…
Bi şeyler yiyoruz rengi kırmızıysa adı domates, yeşilse salatalık, morsa patlıcan diyoruz. “Tat alma” duyumuz yitti, sadece gözlerimizle ayırdedebiliyoruz yediğimiz nanelerin ne mal olduğunu.
Bi şeyler yiyoruz sertse güzel yumşaksa kötü; “ tad alma” duyumuz diyoruz, yitti diyoruz, dokunarak “belki” anlıyoruz kavunun lezzetini, kavun mu? Hani eskiden sadece yazın yetişen.
Bi şeyler yiyoruz, kokuları kayıp.
Bi şeyler yiyoruz yalan dolan ambalajlarında.
Bi şeyler yiyoruz şu yalan dünyanın yalancıktan ışıltısında kendini yitirmiş.
Bi şeyler yiyoruz;
Bi şeyler yediriyorlar.
O lokmayı atmadan ağzınıza bi daha düşünün desek?
O pizzayı ısırmadan?
O hamburgere dokunmadan?
O kolayı yudumlamadan?
Bi kere daha düşünün desek…

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir